Yaşadığımız Kent

  • PDFYazdıre-Posta

     Finike'nin Tarihi Zengin bir geçmiş, doğal bir görünüm, dinlendirici bir atmosfer, bol güneş ve deniz; Finike’nin yeni kimliğine denk düşen tanımlardır.son yıllara kadar, ürettiği, dünyanın en kaliteli portakalları ile tanınan Finike, tarım karakterinin yanına turizmi de eklemiştir. Çünkü;binlerce yıl öncesinden günümüze uzanan uygarlıklarla, Akdeniz’in görülmeye değer doğasının uyumu ile ortaya çıkan kompozisyon, yöreyi her şeyi ile yaşayanları hayretler içerisinde bırakmaktadır. Akdeniz kıyısında verimli bir ova üzerinde kurulmuş olan Finike’nin sınırlarının doğuda Alakır Çayı, kuzeyde Avlanbeli, batıda Alacadağ ve Gülmez Dağı, güneyde ise Akdeniz belirler. Finike M.Ö. 5. yüzyılda Arykandos ağzında PHOİNİKOS adıyla kurulmuştur. Antik dönemde önemli bir liman kenti olan Finike’nin (Phoinikos) ilk kurulduğu yer “İskele Mahallesi”dir. Bu mahallenin içinden geçen, kanal ve debisi yüksek, ancak hızı düşük bir dere olan Acıçay’ın liman işlevi gördüğü, yük indirme ve bindirme işleminin yapıldığı yer olması nedeniyle de adı geçen yere İskele Mahallesi denildiği bilinmektedir. İsmi nedeniyle bazılarınca Fenikeliler’in kurmuş olabileceği bir kent şeklinde yorumlanmışsa da;Phoinikos Grekçe “kızıl renkli at” veya “kızıl renkli davar sürüsü” anlamına gelmektedir. Yöredeki hayvan varlığı ile uyum içerisinde olan bu isim, yerleşimin bir Grek kuruluşu olduğunu işaret etmektedir. Kalıntıların ve buluntuların da bunu doğruladığını görüyoruz. Finike içindeki kalıntılardan söz edecek olursak, karşımıza ilk çıkan Helenistik döneme tarihlenecek, alt kısmı Roma Çağı, üstü Bizans dönemine ait sur kalıntıları olmaktadır. Atatürk Parkı karşısındaki kule bu iki dönemi yansıtmaktadır. Aynı döneme denk düşen Devlet Hastanesi karşısındaki falezin kuzey kenarında birkaç kaya mezarı ile eski hapishane yakınındaki kaya mezarı Finike merkezde görülebilen kalıntıların başlıcalarıdır. Genç Bizans döneminde Finike’de fazla geniş olmayan bir yerleşimin varlığı bilinmektedir. Cumhuriyet Parkı’nda sergilenen bazı kalıntılar ve Ziraat Bankası karşısında depo olarak kullanılan büyük yapı Genç Bizans Dönemi kalıntılarını oluşturur. Finike ve çevresi antik dönem kalıntılarıyla olduğu kadar Türk-İslam eserleri ile de zengin bir ilçedir. Kuzeyden güneye doğru ve batıdan doğuya yönelerek sıralandığında Çağman’da M.Ö.4.yüzyılda tarihlenen ilginç lahit, Alacadağ ve Müskar’da Erken Bizans Dönemine ait manastır, kule ve kiliseler Finike ilçe sınırları içerisinde kalan önemli kalıntılardır. Kale ilçesi ile sınır oluşturan Gülmez Dağı üzerindeki, genelde tümü “Bonda” diye isimlendirilen ancak ayrı yerleşimler olan;Asarönü hamam kalıntısı ve çok büyük lahitleri ile, daha güneyde olan Likya Dönemine ait bina ve kayaya oyulma sarnıç ve kuyuları ile, biraz daha güneye gidilince de Karakuyu, Gökliman’ı kuşbakışı seyreden Roma Dönemi lahitleri, Bizans Dönemi bazilikası ve hala iskeleti duran Yörüklere ait kıl çadırları ile dikkati çekerler. Gülmez Dağı ile Kaklık(Keşlik) Dağı arasındaki Çavdır’ın M. Ö. 4. yüzyıla ait kabartmalı kaya mezarları bu alanda orman içinde büyük bir yerleşimin varlığına tanıklık ederler. Kapıçayı Köprüsünden itibaren Turunçova kasabasından Finikeye kadar hızka çoğalan beton binaların yanıbaşında 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı Dönemine ait değirmenler ve cumbalı taş binalar dikkat çekmektedir. İskele Mahallesindeki uzun balkonları olan kafesli Osmanlı evleri kendi kaderlerine terk edilmişliğe rağmen zamana karşı direnmeye devam etmektedirler. Bazı ailelerin restore ederek Finike’ye kazandırdıkları Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi evleri özgün yapıları ile hemen dikkat çekerken, devlete ait eski gümrük binasının kaderine terkedilmiş olması hüzün yaratmaktadır. Ve onun çok yakınında bulunan Atatürk ve İnönü madalyonlu ev ise içindekilerle birlikte yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Finike-Kumluca sınırına yakın, Sahilkent kasabası Koruca mevkiinde, Alakır Çayı üzerindeki Roma köprüsü sadece Finike için değil, tüm Anadolu için uzunluğu ve mimarisi ile çarpıcı bir örnektir. Bu köprünün her iki yanında Alakır Çayı boyunca giden yol, Alakır Barajından sonra iki ayrı yöne ayrılarak farklı iki ören yerine ulaşım sağlar. Doğuya giden yol üzerinde Akalissos, batıya ayrılan yol ise İdebessos’a ulaşım verir.

 

Güzel beldemiz Hasyurt

1- Belediyemiz: İçişleri Bakanlığının 11893 Sayılı Kararı ile Antalya İli Finike İlçesinin Merkez Bucağına Bağlı Hasköy’de Hasyurt adı ile, Danıştay Üçüncü Dairesinin 24/02/1973 tarih ve 1973/90 -76 Sayılı Kararı üzerine 1580 Sayılı Kanunun 7469 Sayılı Kanunla değişik

 

7 nci Maddesine göre 28/02/1973 tarihinde resmi olarak kurulmuştur..

 

1974 Yılından İtibaren Tam Teşekküllü Hizmet vermeye Başlamıştır.

 

Beldemiz Finike İlçesine 8 km, Kumluca İlçesine 8 km, uzaklıkta olmak üzere iki ilçenin Tam ortasında bulunmaktadır.

 

Beldemiz insanlarının Başlıca Geçim Kaynağı Narenciye ve Turfanda Sebze Üretimidir, Bu nedenledir ki Beldemizde Onbeş (15) Yıldır Tarım Fuarı Düzenlenmektedir.

 

Beldemizde Üç (3) İlkokul , Bir (1) Meslek Merkezi Eğitim Okulu Bulunmaktadır . Onbeş (15) adet Sulama Suyu Sondaj Hizmet vermektedir.

 

Beldemizin İçme Suyu İhtiyacı Arif Köyü Fadıl suyundan temin edilmektedir.

 

Ayrıca Zengeder kaynak Suyundan gerektiğinde takviye edilmektedir. Beldemizin Nüfusu : Son Nüfus Sayımına göre 6197 dir.

 

2- Belediyemiz Sınırları Dahilinde Dört (4) Mahallemiz Mevcut olup, bu Mahallelerimiz;

 

1- Burunucu Mahallesi

 

2- Kolaklar Mahallesi

 

3- Orta Mahalle

 

4- Yarbaşı Mahallesi

Ekonomik Durum 

Antalya-Finike sahil yolunun açılması ile beraber, 70’li yıllarda hızla dışa açılan Finike;portakalla sınırlı olan adını turfanda sebze ve meyvecilikte de duyurmaya başladı. Verimli bir ovaya sahip olan Finike’de halkın büyük bir bölümü geçimini tarımdan sağlamaktadır.

Finike ilçesinin toplam arazi miktarı 665.000 Hektar olup, bunun %70’ini çam, sedir ormanları ve makilerle dolu dağlar oluştururken, %30’luk bölümünde de tarım ürünleri yetiştirilmektedir. Narenciyede, yurt çapında ve dünyada haklı bir üne sahip olan Finike’de yıllık narenciye üretimi 100.000 ton dolaylarında seyrederken, bunu 80.000 ton ile portakal başta götürmektedir. Lezzet ve kalite yönünden Kaliforniya portakalıyla yarışan Finike portakalı, dünyanın en nitelikli portakalı kabul edilmektedir.

Portakalın yanı sıra, 5.000 ton limon, 3.500 ton kadar yerli mandalina üretilmektedir. Greyfurt, belgamat, turunç vb. üretimin kalan kısmını tamamlamaktadır.

Finike ve çevresinde seracılık ve onun ürünü olan turfanda sebze ve meyvenin yanında çiçekçilikte narenciye kadar önemlidir. İlçede tarımsal ekonomide en çok gelir turfanda sebzecilikten sağlanmaktadır. Bunu sırayla narenciye ve diğer tarım kolları takip etmektedir.

Son yıllarda nüfusun artması, buna bağlı olarak tarım alanlarının daralması beraberinde ekonomik ilişkilerin çeşitlenmesini getirdi. Böylece, büyük bir turizm potansiyeline sahip olan ilçede, turizm çeşitli işletmelerle ekonomik bir değer haline geldi.

Şehir merkezinde ve sahilde turizme hizmet veren şirin, temiz tesisler kurulmaya başlandı. Son yıllarda ev pansiyonculuğu ile birlikte turistik otel, motel vb. tesisler Finike’nin ekonomik yaşamına girdiler.

Yakın zamanlara kadar portakalı ile tanınan Finike;binlerce yıllık zengin tarihi, bozulmamış doğası ve güzellikleri ile turizm alanında da kendisini kanıtlama çabası içerisine girmiştir.

Yat limanın marinaya dönüştürülmesiyle beraber, yat turizmi Finike’nin önemli gelir kaynakları arasına girmektedir.yabancı bayraklı bir yatın getirdiği dövizin, 30 turizmin harcamalarının toplamına eşit olduğu düşünülecek olursa, marinanın Finike ve ülke ekonomisi için ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.

Yatırımı devam etmesine karşın 350 denizde bağlama ve 150 karada konaklama ile 500 yatlık kapasiteye sahip Finike Marinası az bir eksiği ile tam teşekküllü bir marinanın tüm hizmetlerini vermektedir.

Finike marina, başta yaratacağı istihdam ve yeni iş olanakları ile Finike’de ekonomik yaşama canlılık getirecek bir potansiyeli içermektedir.

AnasayfaYaşadığımız Kent